Makale

CİN NEDİR? ÖZELLİKLERİ NELERDİR? Tüm Makaleler 10 Kasım 2018 21:36 Okunma:610


Cin, Yüce Allah’ın ateşten yarattığı akıl sahibi varlıklardır. Çoğu, gözle görülemezler, insan, yılan, kedi, köpek gibi çeşitli canlı formlarına girebilmektedirler. Cinler, ağır ve zor işleri kolayca yapabilmektedirler. İnsanlarda olduğu gibi...

CİN NEDİR? ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Cin, Yüce Allah’ın ateşten yarattığı akıl sahibi varlıklardır. Çoğu, gözle görülemezler, insan, yılan, kedi, köpek gibi çeşitli canlı formlarına girebilmektedirler. Cinler, ağır ve zor işleri kolayca yapabilmektedirler.
İnsanlarda olduğu gibi cinlerde de Müslüman olanlar da vardır olmayanlar da vardır. Müslüman olanları insanlar gibi ibadet edebileceği gibi Müslüman olmayan cinler de vardır. Peygamberimizin (sav) Kur’an-ı Kerim okuyuşunu dinleyerek Müslüman olmuş cinler vardır. Peygamberimize bu nedenle “Cinlerin Peygamberi” de denilmiştir. Cinler, Kur’an-ı Kerim’de “Cin Suresi’nde bahsedilmektedir. Bu sebeple cinlere inanmamak Kur’an’a inanmamak demektir. Cin Suresi’nin ilk ayetlerinde şöyle buyrulmuştur: “Habibim de ki: Bana şu hakikatler vahyolunmuştur; cinden bir zümre, benim Kur’an okuyuşumu dinlemiş ve şöyle demişlerdir: ‘Biz, hakiki hayranlık veren Kur’an-ı dinledik. Ki o, Hak’a ve doğruya götürüyor. Bundan dolayı biz de O’na iman ettik. Rabbimize bundan sonra hiçbir şeyi asla ortak tutmayacağız.’ ”
Cinlerin Müslüman olmayanları bazı nedenlerle insanlara musallat olarak, onları yoldan çıkarmaya çalışırlar. Doğru yolda olanları da yanlış yola çekmeye çalışırlar. Bakara 168. Ayet’te: “Şeytanlar, apaçık düşmanınızdır.” buyurmuştur. Hz. Adem (as) yaratıldığında şeytan apaçık karşı gelmiştir: “Ben ateşten yaratıldım, o, topraktan yaratıldı.” deyip secde etmemiştir. Cenab-ı Hak, bunun üzerine Şeytan’ı huzurundan kovmuştur. Şeytan: “Yeryüzündeki tüm insanları kendime çevirinceye kadar uğraşacağım.” demiştir. Görüyoruz ki çoğu insan, şeytanın oyununa gelmektedir. Nur Suresi 21. Ayet’te Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Şeytana ayak uydurmayın. Kim şeytanın ardına takılırsa bilsin ki o, hayasızlığı ve fenalığı emreder. Allah’ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı hiçbiriniz ebediyen temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, hakkıyla işiten ve bilendir.”
Cinler Kur’an-ı Kerim’de olduğu gibi diğer bütün dinlerde de bahsedilmiştir: İncil, Tevrat, Budizm, Taoizm, Şamanizm gibi batıl dinlerde bile cinler önemli yer tutmaktadırlar. Hiçbir din, cinleri reddetmemektedir.
Cinler, Kur’an’da da söylendiği gibi, insanlardan önce yaratılmışlarıdır. Abdullah İbni Ömer (ra), bir Hadis-i Şerif’te: “’Can Oğulları’ diye anılan cinler, Hz. Adem (as) yaratılmasından iki bin yıl önce yeryüzündeydiler. Yeryüzünü fitne ve fesata verme suretiyle bozdukları, kanlar döküp cinayet işledikleri için Allah, onlara karşı meleklerden bir ordu gönderdi. Melekler tarafından iyice hırpalanan bu fesatçılar denizlerdeki adalara sığınmak suretiyle canlarını kurtarabildiler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, meleklere: ‘Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım.’ dedi. Biz insanları da böylelikle yarattı.”
Cinler, insanlar gibi yerler, içerler ve çoğalırlar. Erkek ve dişi cinsiyetleri vardır. Dişi olanlara “peri” denilmektedir. Padişahlık Devri ile yönetilmektedirler. Cinlerin en kıdemlisine “Huddam” denilmektedir. Cinler, yedi kavimden oluşmaktadırlar:
-Müsfer Kavminde cinler, kırsal bölgelerde ve incir ağaçlarında yaşarlar. Boyları 140 cm’yi bulmakta olan Müsferler, genelde iyi karakterlidirler. İnsanların en fazla seslerini duyabildiği bu cinler, hayvan ve insan sesini kullanarak seslerini duyurabilirler.

-Kasveratin Kavmi, Arap Yarımadası’nın dört büyük cin kavimlerinden biridir. Kendine has bir ordusu ve padişahlarının sağ kolu diyebileceğimiz üç yardımcısı vardır. Padişahın kendine has bir tacı vardır. Tahtı, Belkıs tahtına benzer. Gündüzleri kendisi ve ordusu asla görünmez. Geceleri, ordusu bir kale gibi düzen sağlar. Rahmani savaşlarda yer alırlar.
-Lietli Kavmi cinleri, adını dişi cinden almışlardır. Bu cinler, son derece akıllı ve olağanüstü vesvese verirler. Genelde insanlar içerisinde yaşarlar. İnsanlara olan musallatları, güzel bir insan gibi görünüp kandırmaktan ibarettir. Aşırı derecede uyuşukluk, halsizlik ve ibadetten soğukluk yaratırlar. Kişiye musallat olduklarında kişi, dış dünyadan kopmaya başlar. Çok güzel bir görünüşe sahip olan bu cinler, kendi alemlerinde de birbirlerini kandırırlar.
-Musabbar Kavmi’nde yaşayan cin türleri genelde ihtişamlı saraylarda yaşarlar. Yönetici konumundakilere büyü yoluyla musallat ettirirler. Büyük bir bölümü istihbarat işlerinde kullanılırlar. Metafizikçilerin bu cinlerle bağlantı kurması çok zordur. Nedeniyse cinlerin sürekli kötü işlerle uğraşmasıdır. Lakin, büyücülerin çoğu bu cinlerle işbirliği yapmaktadırlar.
-Yakaza Kavmi, “Karabasan” olarak da bilinen en tehlikeli cin kavimlerindendir. Zararlıdırlar, insanlara en zayıf yani uyku halindeyken musallat olurlar. Bu durumda kişinin dili tutulur ve dua okuyamaz. Genellikle pis ortamlarda bulunurlar. Her insana musallat olabilirler.
-Nusaybin Kavmi, ilk Müslüman olan cin kavmidir. Rasulullah’tan Kur’an dinleyerek Müslüman olan kavmin Nusaybin olduğu bilinmektedir. Ayrıca “Uzaylı” dediğimiz varlıkların Nusaybin varlıkları olduğu söylenmektedir.
-Babil Kavmi, kökenleri Babil’e dayandığı için bu ismi alan kavim, en saldırgan cin kavimlerindendir. İnsan bedenine kolayca girebilen tek cin kavmi olduğu bilinmektedir. Ayrıca rüyada ve halüsinasyon yoluyla cinsel ilişkiye zorlarlar. Ayrıca ruh çağrılma davetleri esnasında ruh geldiğini zannedenler aslında bu cinleri davet etmişlerdir.
Cinler, ışınsal varlıklardır bu yüzden çok hızlı hareket edebilmektedirler. Saniyede üç yüz altmış bin km hızla yol kat edebilmektedirler. Neml Suresi 39. Ayet’te: “Cinlerden azılı İfrit, sen daha makamından kalkmadan ben onu sana getirebilirim. Ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim, dedi.” denilmektedir. Bu ayetten yola çıkarak, cinlerin bir madde üzerinde etki yapabildiği sonucunu çıkarabilmekteyiz. Neml Suresi’nde bahsedilen madde, Sebe Melekesi’nin tahtıdır. Yani Sebe Melekesi yola çıktığında tahtı, Süleyman Hazretleri’nin mabedine gelmişti.
Cinler, gaybı yani gelecekte olacakları bilemezler. Gaybın anahtarı sadece Allah’tadır. Hiçbir canlı geleceği asla bilemez. Kur’an-ı Kerim’in Sebe Suresi’nin 14. Ayeti’nde şöyle buyrulmaktadır: “Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. Sonunda yere yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.” Bu ayetten, Hz. Süleyman’ın değneğine dayanmış vaziyette dururken öldüğü ancak ağaç kurdunun değneği çürütmesi sonucunda Hz. Süleyman’ın yere düşmesiyle öldüğünün anlaşılmakta. Ayetin devamında da cinlerin gaybı bilmedikleri, zira gaybı bilselerdi Hz. Süleyman’ın öldüğünü farkedip uzun süre ağır işlerde çalışmayacakları anlatılıyor. Demek ki cinler gaybı bilmiş olsalardı Hz. Süleyman’ın öldüğünü bilirlerdi. Geleceği bileceğini iddia edenler ise kafir cinlerin yalanına uyanlardır. Asla itibar edilmemelidir. Bunu iddia edenler, bunu bilselerdi kendi hayatlarını mükemmel yaşarlardı. Örneğin, kaç yaşında öleceklerini bilirlerdi ki bu, şirke girmektedir. Ya da dünyadaki kötülükleri önceden bilebilip buna engel olabilirlerdi. Haydi, hodrimeydan! Peygamberler bile geleceği bilemezken diğer insanların geleceği bilmesi Kur’an-ı Kerim’e aykırıdır ve mümkün değildir.
Nitekim, cinlerin ömürleri bin ila bin beşyüz yıl arasında olduğundan geçmiş hakkında bilgi sahibidirler. Örneğin, bir insanın bir önceki gün ne yaptığı hakkında rahat bir şekilde bilgi edinebilmektedirler. Bu bir ilim olduğu için “Rahmani varlıklar” dediğimiz cinlerden yardım alarak insanların üzerindeki büyüler, musallatlar konusunda insanlara yardımcı olmaya çalışmaktayım. Tabiki de bu bilgilere bu alanda ilim sahibi olmayan insanlar erişemezler.
Cinler aynı zamanda devletlerarası istihbarat bilgileri için kullanılmaktadırlar. Hangi devletlerin kullandığı da bilinmektedir. Hatta bazı devletlerin bu işler için özel büroları bile bulunmaktadır.

CİN MUSALLATI VE BELİRTİLERİ

İnsanoğlunun tüm azalarında melekler vardır. Günah işledikçe Kiramen Katibin Melekleri hariç diğer melekler, insanoğlunu bırakırlar. Bu sebeple insanoğlu korunaksız hale gelir. Bu durumda da insan musallata karşı savunmasız durumda kalır. Geçmişten bu yana en yaygın cin musallatının sebebi, insanlara karşı yapılan büyülerdir. Büyüler hakkında ayrıntılı bilgiyi ve korunmanın yollarını bir başka yazımda sizleri bilgilendireceğim.
Şu bilinmelidir ki; Cenab-ı Allah, bizleri on sekiz bin alemden üstün yaratmıştır. Cinlerden asla korkulmamalıdır, cinlerden de korunmamın yolları bulunmaktadır.
Cinler, bir insan bedeninin (şah damarı ve kalp hariç) içine girebilmekte ve içinde dolaşabilmektedirler. Bedene musallat olduğunda kişide şu belirtilere yol açabilmektedirler: halsizlik, sürekli baş dönmesi, halüsinasyon, karnın büyümesi, sürekli sesler duyulması, sürekli kabus görülmesi, düşünce bozukluğu, sürekli vesveseler içinde olma, istem dışı hareketler (kendi kendine gülme, ağlama gibi), sürekli intihar düşüncesi, bayılma ve kriz geçirme, belirgin olarak ellerde ve vücutta aşırı kasılmalar, eller ve ayaklarda yanmalar, çenenin kilitlenmesi, sürekli uyku veya uykusuzluk hali, insanüstü güç birikimi, anlaşılmayan konuşmalar, uyurgezer gibi nereye gittiğini bilememe, aşırı terleme, rüya aleminde cinlerle iletişim kurma, rüya aleminde kedi, köpek, yılan veya kötü görüntüler görme, uykudan cinler tarafından uyandırılma, banyo yaparken biriyle konuşma ihtiyacı duyma ya da sudan korkup banyo yapamama, sürekli korku ve endişe hali hatta cinlerle evli olduğunu iddia etme, ibadetten uzaklaşma ve ibadet yapamama, aniden ve sebepsiz yere eş, dost, çocuklar, kişinin sevdiklerinden nefret etme, maddi anlamda ilerleyememe ve kısmetin kapanması.
Tabi bu belirtilerle hergün karşı karşıyayım. Benzer şikayeti olan her insanın kendisinde musallat olduğu anlamına gelmiyor. Her insana özel bakım yaptıktan sonra belirtilerinin benimle alakalı olup olmadığını tespit ediyorum ardından ona göre tedaviye başlıyorum ya da kişinin ihtiyacına göre kişiyi psikolog veya psikiyatrlara yönlendiriyorum.

CİN MUSALLATINDAN KORUNMANIN YOLLARI

Özellikle halk arasında “cinlerin yakılması” olarak tabir edilen, internette yaygın olan çalışmalara ve yakma yöntemiyle yapılan birtakım işlemlere kesinlikle itibar edilmemelidir. Cinler zaten ateşten yaratıldığı için cinlerin “yakma” yoluyla gönderilmesi mümkün değildir.
Mümkün olduğu kadar Ayetel Kürsi, Felak Suresi, Nas Suresi, Fatiha Suresi, En’am 17. Ayeti, Araf Suresi’nin 54-55-56. Ayetleri, Tevbe Suresi’nin 51-128-129. Ayetleri, Yunus Suresi’nin 107. Ayet’ini okursak ya da bir bardak suya okuduktan sonra içersek cinlerden güzelce korunabiliriz. Bu yolla cinlerden korunduğumuz gibi yapılabilecek olan büyülerden de korunmuş olmaktayız. Çünkü büyüler, cinler aracılığıyla yapılmaktadır.
Dikkate etmemiz gereken bir başka şey de küllere basmamamız gerektiğidir. Ayrıca banyoya idrarımızı yapmamamız gerekmektedir. Aynı zamanda cinlerin yaşam alanları dışarıda da olduğu için tuvalet gibi ihtiyaçların dışarıya yapılmaması gerekmektedir. Kişisel temizliğimize dikkat ettiğimiz gibi dış dünyada da bizden başka canlıların yaşadığını aklımızdan çıkartmayarak çevremize bu gibi konularda her zaman duyarlı olmak zorundayız.
Cinlerden kurtulmak için yapmamamız gereken en önemli şey tamamen kalbi samimiyet ile Allah’a sığınmaktır. Her işimiz ve ihtiyacımızda olduğu gibi Allah’tan yardım dilemeliyiz. Mümin Suresi’nin 60. Ayeti’nde Allah, şöyle buyuruyor: “Rabbiniz buyuruyor ki; bana dua edin, karşılık vereyim.”
Bu anlattıklarım musallatlardan korunma yollarıdır. Ancak görüyoruz ki, Kur’an-ı Kerim, raflarda tozlanmakta olduğundan ve henüz Fatiha Suresi’ni bilmeyen, öğrenip de okumayan insanlar olduğu için cin musallatları da her geçen artmakta.
Bu dünyaya imtihan için indirildiğimizi, cinlerin de bu imtihanın bir parçası olduğunu unutmamalıyız. Cinler de bu yüzden bizleri üstün görmek istemezler ve enerjimizi düşürmek isterler, ibadet etmememiz için sürekli vesvese verirler.
Artan musallat olaylarından sonra ofisime gelip bana müracaat edenlere öncellikle cinin, neden ve nasıl musallat olduğunu, sahip olduğum ilimle anlamaktayım. Ardından kişinin musallatına göre seanslar yapıp kişiyi Allah’ın izniyle musallattan kurtarıyorum.
Bir metafizikçi olarak yirmi yıldır bu mesleği yapmaktayım. Bu mesleği başlamaya karar verdiğim günden bu yana cinler üzerinde gerek tarihi kitaplardan gerekse akademik kaynaklardan araştırmalar yapıyorum. Yaptığım meslek kötü üne sahip bir meslek. Kötü yönde kullananlar ne yazık ki çok fazla. Her gün musallatı olan insanlara yardım etmeye çalışıyorum çünkü bu işi kötü yönde kullananlar ne yazık ki para karşılığı insanlara büyü yapmaktalar. Ben de bu büyüleri sahip olduğum ilimle çözüyorum Allah’a şükür. Şikayeti olanlara büyünün nasıl yapıldığını, nerede olduğunu izah edip uygulayacağım methodu anlatıyorum ardından tedaviye başlıyorum. Bazen inanmayanlar da oluyor, sorun değil. İnanmayanlara bazı şeyleri “göstererek” kanıtlıyorum. Bu işi birçok din tacirleri, şarlatanlar, üfürükçüler gibi merdiven altı yapmıyorum. Devletten aldığım birtakım izinler ve ödediğim vergilerle göz önünde yapıyorum. Mesleğimi severek yapıyorum. Yaptığım meslekte de bütün büyücüler ve din tacirlerine “Hodri meydan!” diyorum. Çünkü bu konuda çok fazla insan mağdur olmakta hatta yatalak olanlar bile mevcut.
Allah’a kalben iman ettiğimiz sürece zaten Allah’ın koruması altındayız. Cenab-ı Allah bizleri, tüm görünür görünmez şeytanlardan, musibetlerden, nazarlardan, büyülerden muhafaza eylesin. Sağlıcakla kalın…


Makale - Köşe Yazıları - Beytullah Hoca

        
 

Güzel Sözler

Beytullah Hoca
 

Basında Biz


 

İletişim İmkanları